Darebe


Kadının dövülmesi ile ilgili ben şuna bakarım Kuranı indiren   dünyayı evreni yaratanla aynı midir aynı olabilir mi. Genisce anlatmaya çalışayım Neye bakarım mesela insan  canlı hayvanları boazlayip  yemezzse vitaminsizlikten ölür eninde sonunda nesli tükenir . Yani bu şekilde programlanmış. Nasıl zalimce bir program diyebilen çıksa da ben Allah celle celeluh böyle takdir etmis der boyun egerim mesela bir köpeği insana köle etmis köpek ölümüne de olsa sahibini korumaya yönelik herşeyi yapar. Öyle ki zalim insan bazen ekmek bile vermez de o köpek gene de sahibine yalakalik yaparak yemek ister ne isirir ne de çirkin sesler çıkarır. Yaratn onu öyle programlamis ya nerde eşitlik bir canlıyı bir canlıya köle etmis hem de dilsiz koruyucu bir itaatkar. Bu hak midir eşitlik midir dersin ama ben Allah büyüktür der itaat ederim. Kadına bakarım doğum yaparken o kadar acı çektiği söylenir ki dayanılmaz birşeydir. Bir taraftan da düşünürün yaratan bebeğin kafasını biraz ufak yaratamaz miydi öyle olsa doğduktan sonra kafası gene beklenen boyuta ererdi. Yoksa bu ilim yok mu hayır var bir sürü yumurtlayan değişik değişik doğuran canlı var . Ama doğayı yaratan bu yolu seçmiş ne diyebilirsin senin gözünden büyük bir zulüm olabilir . Her adette ağrı hisseden var daha kolayı olmaz miydi.  Bunları birak kaç çeşit hastalık var yaratan istese bunları yok etmezmiydi. Demek ki neymiş kadını yaratan benim kadar kadının incinmemesi gerektiğini düşünmemiş ki o aziz ve Kahhar olan Allahtir ben boyun eğer ve tenzih ederim en azından sahibine itaat eden bir kopekten bin katta daha saygılı ve itaatkar olmalıyım kıyaslarsak. Erkeklerin nüfusu kadınlardan %2 kadar fazladır aslında herkes bunun savaşan ve iş kazası geçiren erkeğin ölünce kadının yalnız kalmaması için olduğunu akıl eder. Yani yaratan erkeği savaşarak ölecek bir kabiliyette yaratmış bu öngörü her zaman var. Birçok yırtıcı olan olmayan hayvan da dovusecek ve avlanacak biynuzla dişleriyle dünyaya gelir ya da sonradan  oluşur. Yani sayın hassas bebe ruhlu insancik varlık alemi ve yaratan hala sen farkına varamadin ama düşündüğün gibi değil olmayacak da. Ha ne olur begenmezsin hoslanmazsin bişey diyemem olabilir  o zaman ne biliyosan yap duzeltebiliyorsan ya da hesap sorabiliyorsan sor ama ben Allahtan korkar onun yolundan gitmeye çalışırım. İnsanın doğası genetigi ile ilgili detaya girince de benzer sonuçlar çıkıyor ama çok uzar. O yüzden darebe kelimesini ben pek bilmem ama görünen o ki bu zamana kadar türkçeye bile geçmiş heralde başka anlam yükleyen de olmamış . öyleyse başka anlam vermek dinde reform yapmaktan kitabı değiştirmekten  ne farkı olacak. Eğer erdoğan anlamını değiştirin ya da değiştirecek bir kelime veya anlam bulun derse Erdoğan zinayi getirdi veya Iraka kafirlerle birlikte olup , toprak kazanmak pkk ‘dan  kurtulma amacıyla gitmeye niyet etti yani yahudi ve hristiyanlari dost edinmeyin ayetine muhalif oldu derim. Ama bu niyetle yani ayetin anlamını değiştirin değil fikihcilarin yorumlarını değiştirin dediğini kastettiğini düşünüyorum. Kuranı Kerimi akıllı okumak lazım. Mesela o zaman savaş için atlar hazırlayın der . Biz şimdi direk değil dolaylı muhatabiz hatta  peygamberimizden sonraki insanlık dolaylı muhataptir.şartlar değişti at değil tank ucak  hazırlarız.  Ama bu zamanda  ortunme ayetini başka anlayamam çünkü insanın fizyolojisi hormonları değişmedi . Ne değişti gavur değişti değişebilir takla da atabilir benim için geçer akçe değil.. Doğrudan  da  muhatap olsam dolaylı da muhatap olsam hükmün değişmesi için sebep yok.

Ben Allah emrettiği içi gece kalkıp sabah namazını kiliyorum eğer kadınlara erkekleri dovun deseydi onu da kabul ederdim. Bursa yapılacak ayeti tahrif etmek değil dovme olayını gerektirecek durumları netleştirmek olacaktır çünkü bu kadarını yaratan bize bırakmış. Dövüp dovmemeyi değil. Gavur a bakarsan bugün dovme kötü yarın dov iyidir der. Sovyetler yaptı ya önce dovmek yasak dedi bir sürü ayrıcalık verdi sonra baktı olmuyor dövmeyi suç olmaktan çıkardı. ıngiliz kafiri hilafeti kaldır dedi kendi hala devam ettiriyor. Kendi öğretmene öğrenciye dayağı serbest birakti cezai ehliyeti olmamasına yani çocuk olmasına ragmen sana da kitabını değiştir diye telkin eder sen de değiştirsin . Tabi olan sana olur ahireti kaybedersin. Ben evli degilim bu durumlari çok bilmem ama gariban bir kadin yanlış yaptı yapmaya devam diyor kocası hemen medenice bosasin mi boşarsa kadin dul oldu diyelim sen gidip onunla ilgilenecek misin yok umrunda bile olmaz. Yapsan yapsan bu dul yaniyodur şimdi nasıl yatağa atarım diye mi dusunursun. Otur da vicdanına bir bak kadının kızının keranede olmasından nefret ederdim ama başka kadin olunca kerane tabi olacak özgürlük degilmi gelip bizi mi seyapsinlar dersin. Başka insanları travestileri mesela görsen vicdanın varsa irkilirsin yoksa alay edersin yasak konacak olsa nasıl olur insan hakkını cinsel tercihini nasıl engellersin dersin ama oğlunun o hale geleceğini dusunsen dünyam yıkılır. Tavşanlar gider iş çevirir yetistirirse kürtaj  olur sgk ya belki birkaç bin ödetir . Yani tavsanliginin parasını millete odetir. 100 lira hayır yap desen canından kopar. Kürtaja yetisitiremezse çocuk doğar  sahip çıkılmaz. Devlete kalır yükü. Yani tavsanliginin maliyetini millete hele de dünyaya gelecek çocuğa odetir. Sorsan zina cinsel özgürlüktür. Hey gidi bedbaht türkiyede her sen bir ufak avrupa ülkesi kadar bebe kutajla dograniyor. Sayısını bilmediğim kadar da piç yani sahipsiz bakımsız çocuk ortada kalıyor hiç mrunda mi. Hiç anan babanın üzerindeki hakkını dusunmezmisin  bu şekil yaşaman için namuslu kalmış ve büyük emek sarfetmislerdir. Istermiydin piç olarak gelip zelil olmayı istemezsen neden zina serbest olsun dersin vicdansız kitapsız hayvan sever nükleer karşıtı şey.

Şu yazıya rastladım : 1917-2017 Ekim devriminin 100. yılı Rusya’da 6 Kasım’da törenlerle kutlanacak.

Komünist Sovyet Devrimi birçok alanda iddialı bir kalkışmaydı. Yeni bir dünya vaat ediyordu insanlara. Ezilen ve dışlanan Batı kültüründeki kadın için de heyecanlarla doluydu. Devrimin kadın öncülerinden Aleksandra Kollantai bunu kült kitaplarında heyecanla belirtmiştir; “Bugün evlilik yaşamının güçlükleri, az ya da çok bütün toplum tabakalarını bunaltıyor, bu da tartışma götürmez bir olgu.” Bu konuda feministlerin ortaya koyduğu çözümleri tartışır. 2 tanedir yıl 1896: Dinsel nikahın yerine medeni nikahın getirilmesi

Ve eşlerin mal ayrılığının kurumsallaşması!

1918’de “Yeni Ahlak ve İşçi Sınıfı Yeni Kadınlar” kitabını yayınladı. Kolektiflik duygusu, arkadaşlık duygusu ile doğan yeni bir ilişki şeklini vurgular.

Kadın özgürlüğü için mücadele eden birçok kadına rağmen Rusya’da cinsiyet politikası nedir? Cinsiyet politikası muhafazakar mı yoksa? Türk aydınları zaten bu tür tartışmalara girmez. Kendi kapalı dünyasına hiçbir bilgi sızamaz, gruplar izin vermez. Gerçek yerine ideoloji yeterlidir.

Aile konusu 100 yıldır Rusya’da tartışma konusudur. 1917 devriminden sonra kadınlar yasal haklarla donatıldı. Tüm aile ilişkileri yeniden yapılandırıldı. Dünyada ilk kez kürtaj yasallaştı.

1918 Anayasası ile kadınlar bütün siyasi, sosyal, kültürel, üretim ve aile haklarını elde etti.

Kadınlara kendi soyadını kullanma hakkını verdiler. 1926’da çıkan Evlilik Yasası nikahsız yaşamayı hukuki hale getirdi. İlk defa evlilik dışı ve içi çocuklar yasal olarak eşitlendi.

İlk kez anne beyanıyla baba tespitini yasallaştırdı.

Çocuklu kadınla evlenenlere “babalık görevi” verildi.

Boşanmak çok basitleştirildi. Posta kartıyla bile boşanabiliyordunuz.

Proleter kadın hareketi önderlerinin teorik yazıları Kollantai, Nataşa Kuruskaya gibi isimler ideologluk yaptılar.

KADINLARI EV İŞLERİNDEN KURTARMAYI AMAÇLADILAR

Özel alan tümüyle değiştirildi.

Babalık görevleri gibi analık görevleri devlete aktarıldı. Ücretsiz kreşler, yuvalar, fabrikalarda yemek kantinleri, çamaşırhaneler, emzirme odaları kuruldu.

Tüm ev işleri devlete yönlendirildi. Amaç kadınları ev işlerinden kurtarmaktı.

Kadın çocukların bekçisi, kocasının hizmetinde olmak yerine işçi kadınlar olarak devletin inşasına katılacaklardı.

Bunun sonucu özel yaşam alanı neredeyse ortadan kalktı, mahremiyet herkesin gözü önünde gerçekleşmeye başladı.

Özel yaşamın inşası resmi söylemde küçük burjuvalık olarak damgalandı.

Komün evleri tıkış tıkıştı. Daha sonra Batı dünyası “hippilik” akımıyla bu komünal hayatı denedi.

Yan etkisi ne oldu? Aile kurumu çöktü.

1930’larda doğum oranlarında dramatik düşüş muhafazakar bir dönüşüme neden oldu.

Kadın başına çocuk 1 çocuk altına düştü.

Aile, cinsiyet politikaları ataerkil çizgilere döndü. 1936’da kürtaj yasaklandı.

Merdiven altına kaçtı! 568000 yasadışı kürtaj saptandı. Kürtaj yapan da yaptıran da cezalandırıldı.

1960’da tarihi rekor kırıldı 5.6 milyon kürtaj patlaması yaşandı.

Kadın ölümleri arttı.

BABA FİGÜRÜ YOK

1934’de homoseksüellik yasadışı ilan edildi. Cezası 3-4 yıl hapis… 1993’de yasadışı olmaktan çıkarılabildi.

2.Dünya Savaşı sonucunda azalan erkek nüfus nedeniyle kadınlar en üst görevlere getirildi. Nüfus dengelenince kovuldu. Bu dünyada değişmeyen bir durumdur, her yerde aynı…

Günlük yaşamda kadın erkek eşitliğinin kabul edilmemesi, eşit işe eşit ücretin olmaması sessizlikle geçiştirildi.

Analık meselesi politize edildi. Bunun sonucu ana bebek koruması için çıkan derginin sloganı: “Analık tıpkı sağlık gibi bireysel değildir, devlet sistemidir”.

1974’de kadınların girmesi yasaklanan 456 meslek dalı kadın sağlığı gerekçesiyle diye açıklandı kamuya!

2000 yılında Putin bu listeyi kabul etti! Kadınlar nazlıdır, çiçektir gibi bir popülizm…

Ailede baba figürü yok, alkolizm ciddi boyutlarda. Kadınlar hem ana hem baba olmakta.

Sovyetlerin çöküşüyle de devlet aile ve cinsiyet meselesini yeniden ele almış durumda. Ama toplumda dirençle karşılaşıyor.

Kadınların eş, anne olmaları yanı sıra güzel ve bakımlı olmaları da beklenen bir durum haline geldi. Propaganda için yüzlerce dergi yayınlandı.

1990’larda işsizlik sonucu büyük dalgalanmalar yaşandı. Devlet desteğinden yoksun kalan milyonlar ortada kaldı. Yeni alanlara yöneldi. Kadınlar mesleklerini bırakıp ticarete atıldı. Yurtdışına iş aramaya gitti. Depresyon ve intiharlar arttı erkekler eve bakamaz oldu.

Bugün gelinen nokta; çiftler kariyer ve ev yaşamı arasındaki ilişkiyi kendileri belirliyor.

Çocuk doğumu azaldı yine.

Geç yaş evlilikleri arttı. Batı ülkelerinde olduğu gibi.

Devlet muhafazakar bir cinsiyet politikası izlemekte. Bunun adı “Yeni Geleneksel”…

Kürtaj tıbbi gerekçelerle serbest.

2025’e kadar aile politikası demografik olana odaklanmış, Rus ailesi eşittir 2 çocuk…

Hepsi popülist düzlemde propaganda malzemesi…

2017’de aile içi şiddet suç ve ceza ilişkisinden çıkarıldı, idari uyarı düzeyine indirildi.

Daha önceki yasal düzenleme önleyici nitelikteydi. Şimdi başıboş kaldı…

Toplumun yaşamıyla yasalar arasında uçurumlar oluştu. Muhalefet ve sivil itaatsizlik yaygın.

Toplum mühendisliği “insan”a uymuyor. Bunca başarısızlığa rağmen İslamcı ideologlar da, siyasetçiler de toplum mühendisliği dayatmalarından vazgeçmiyorlar.

ABD dahil bir çok ülkede kadın üzerinden politika, kiliselerin baskıları bitmedi. Kadın üzerinden yapılan popülist siyasi yaptırımlar 100 yıl daha tartışılacak mı?

Atatürk 17 Şubat 1926’da Medeni Kanun’la kadınlara yasal haklarını verdi. Siyasilerin muhafazakar politikaları devamlı kanundan yedi.

Ekim devriminin 100.yılında kadın ve aile, cinsiyet politikaları tartışılmaya devam ediyor. Daha edecek belli…

Nevval Sevindi

Odatv.com

Yararlanılan kaynak: Dr. İrina Kosterina makaleleri

Aleksandra Kollantai, Marksizm ve Cinsel devrim

Reklamlar

About staj5

adamın biri
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.