Abdest, vesvese ve stres


Strese ilk reaksiyon gösteren bağırsaklardır. Rektumda fizyolojik olarak hemen her zaman gaz bulunur . Soğuk, endişe vb stres faktörleri bağırsakları harekete geçirerek    rektumdaki gazın çıkmasına sebep olur. Toplumda sık görülen abdest bozulma hissinin sebebi çoğunlukla budur. Kişi abdest alır , kişi kronik  ya da akut stres içindeyse ;  soğuk hava ,sınavlar, yaşanan travmalar stres sebepleridir, bağırsaklar harekete geçeceğinden rektumdaki gaz çıkar ya da çıkmak üzereymiş hissi verir ve kişi şeytanın namazını engellemek için bunu yaptığını düşünür.Kşinin abdest alırken kuru yer kaldı mı şüphesi de bir çeşit somatizasyondur yani stresin somut davranışa dönüşümüdür. Gusül abdestinde iğne ucu kadar kuru yer kalmamasından maksat da kasdi olarak  kuru yer bırakılmamasıdır, yoksa bunun kontrolünü sağlamak mümkün değildir.  Burda yapılması gereken strese sebep olan faktörün ortadan kaldırılmasıdır ancak çoğu zaman bu kısa zamanda mümkün değildir .  Bu yüzden kişi vakit namazı için abdest aldığında bu hisse önem vermemeli abdesti bozulsa da bozulacakmış gibi olsada namazını kılmalıdır. Bu konuda mükemmeliyetçi olmak kişiyi daha da zarara sokabilir. Doğrusunu Allah bilir .

İnsanları amel konusunda mükemmeliyetçi olmaya itmek sakıncalıdır. Örneğin filan kişi karla gusül abdesti aldı , ameliyatlı haliyle oturmadan namaz kıldı vs… Bu tarz teşvik yapanlar, insanları yanlış yönlendirir ,yaşamı ve dini konuları anlamada eksiktirler ve rehberlik yapmamalıdırlar. Halid bin Velid bir sabah  hava soğuk olduğu için gusül abdesti yerine teyemmümle cemaate namaz kıldırmıştır. Durumu Peygamberimize aktarılnca Peygamberimiz nedenini sormuş o da Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın mealindeki ayetten yola çıkarak bunu yaptım demiş Peygamber efendimiz de gülümsemiştir.

Hayatta her konuda olduğu gibi dini konular da bütün olarak değerlendirilmedir. Ömrünü sadece riyakarlıkla mücadele ile geçirenin eksik kalacağını söyler İmam Gazali . Kimi insan sadece tesettüre aşırı hassasiyet gösterir, kimisi hiçbir şekilde konuşmadı erkekle/ kadınla,kafasını çevirdi gibi erkek kadın ilişkilerini temel mesele gibi düşünür bu da diğer  konularda eksikliğe sebep olur.  İbadetinin makbulü bilinçli yapılması ve sürekli olmasıdır. Önem sırası en başta imanın şartlarıdır sonra da diğer sorumluluklar gelir.Bu yüzden dini yaşmda da multidispliner  diyebileceğimiz yaklaşım önemlidir. Örneğin ahlak , itikat, ameller, haramlar-helaller, alış veriş, kul hakkı, aile yapısı ve sorumlulukları, yönetim, sosyal ilişkiler  ayrı ayrı ele alınmalı ve her birey  bu konuların birinde yoğunlaşmadan önce genel olarak yapması ya da yapmaması gereken temel meseleleri bilmelidir. İyi bir cerrahın enfeksiyondan ya da anesteziden habersiz olması hastayı canından eder . Dini konular da böyledir bu yüzden halk arasında yarım doktor candan yarım hoca imandan eder sözü söylenir..

İslamiyette yaşam ile bütünleşik bir konumda olduğu için sosyal ilişkilerde diğer konular gibi anlatılmalı , eğitim verilmelidir. Özellikle insan yetiştiren cemaatler bu konuda bilinçli olmalı, yetiştirdiği kişilere bazı konularda eğitim verip bazı konuları da kişiye bırakmak yerine  olaya teknik yaklaşmalıdır. Cemaatler genelde liderlerinin kitaplarını okutur, başka kitap tavsiye etmezler . Tek kitap okuyarak bir insanın kendini geliştirmesi düşünülemez en azından liderlerinin neden tek kitap okumamış olduğunu sorgulayarak bunu anlayabilirler.

Neticede liderleri de insan olduğu için onunda eksik ve hataları vardır. Genelde bu kitaplar hayata genel bakmaz yani mutlak surette insan yetiştirmek için eksiktirler. Cemaat liderine tarftar olmak gayet doğaldır ancak liderin insan olduğunu göz ardı etme cemaatlerde genelde var olduğu için sürekli cemaatlerde kalan kişi topluma karıştığında kendisine öğretilenleri gizlemezse hem kendi şaşırır hem de toplumda fikir ve davranışlarını gören insanlar şaşırır, garipser.Harper Lee de ‘ ‘To kill a mockingbird ‘ ismli romanında bir  takım dindar hristiyanlardan ,dindar olma çabasından sokakta nasıl davranacağını öğrenememiş kişiler olarak bahseder.

Yukarıda belitrttiğimiz gibi müslümandan beklenen ibadette bilinçli ve sürekli olmasıdır. Buda en başta Kuran ve Sünneti anlamakla olur. Ancak orjinali Arapçadır., Tam olarak anlamanın yolu da Arapça bilmekle olur.Mucize niteliğindeki belağatten bahsedilir Kuranda ancak biz anlamıyoruz . Bu yüzden vasat , taklitçi müslümanlar olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü dindar hristiyanlar da genelde dinlerini bilmez , aslında çok ta merak etmezler. Uydum kalabalığa şeklinde hareket ederler, Ama araalarındaki çok sayıda ateist onların eksiklerini bilir çünkü araştırmaktadırlar, onlardan dinlerini daha iyi bilirler. Bu yüzden ateistlerin daha akıllı olduğu düşünülür. Bu noktada cahil bir müslümanla hristiyan çakışır. Mevlana taklitçinin yaptığı ibadetin boş olduğunu ; dilenci gibi, söylediği Allah lafzının bir hayrının olmadığını ancak kazancının verilen 5 kuruş para kadar olduğunu söyler. Halbuki Allah lafzının faziletinin hesabı yapılmaz. Bu yüzden yabancı bir dil bilme imkanı olan her müslüman arapça öğrenmelidir. İmam hatiplinin bilmesi yeterli değildir.  Aynı şekilde kitlelere hitap eden cemaatlerin bu konuda bilinçli olmaları gerekir.Geniş ufuklu, düşünen müslüman yetiştirmek için  önemli bir konudur. Arapça öğrenmek başka bir yabancı dili öğrenmekten daha kolaydır çünkü müslüman arap ülkelerine yapılacak seyahat ya da ordan eğitimcinin getirilmesi batıdakinden daha kolaydır diye düşünüyorum.http://www.youtube.com/user/LearnQuranicArabic#p/a/f/0/yfflgF_H0kY

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.